Derya Karadeniz

Uyku Ne İşe Yarar?

  • Prof. Dr. Derya Karadeniz

Uyanıklık sırasında normal beyin ve vücut fonksiyonlarının sürdürülmesi için normal ve sağlıklı uyku şarttır. Uykusuzluk ile ilgili yapılan çalışmalarda uykusuz bırakılmayı takiben önce dikkat ve öğrenme, ilerleyen zamanlarda unutkanlık gelişmiştir. Uykusuzluğun uzaması, gerginlik, sinirlilik ve aşırı hareketliliğe neden olur.

Placeholder

Uyku yeni doğan döneminde, beynin olgunlaşmasını sağlar. Beynin gerek sinir hücrelerinin gelişimi ve gerekse olgunlaşması uyku sırasında olur. Normal gelişimini sağlayan bir beyinde ise uyku, hafıza, dikkat, öğrenme, muhakeme, karar verme, problem çözme, fiziksel beceri ve duygu durumun düzenlenmesini sağlar. Bu fonksiyonların bazıları REM bazıları bazıları ise derin NREM uykusu ile sağlanır. Yirmi dört saat uykusuz kalmanın, dikkat eksikliği açısından yasal alkol limitinin üzerinde bir dikkat eksikliği yarattığı gösterilmiştir.

Beynin kanlanması, oksijen kullanımı, metabolizması uykunun NREM evresinde azalır, REM evresinde ise artar. NREM uykusunda beyinde olan bu değişiklikler, beyni dinlendirici, bazı zararlı etkenlerden koruyucu ve ertesi güne gerek zihinsel gerekse fiziksel olarak hazırlama görevi görürken, REM uykusunda meydana gelen değişiklikler, hafıza, öğrenme ve duygu durumumuzu düzenleyici görev üstlenir.

Uykuda ayrıca beden tamir edilir. Bunun en kesin kanıtı, GH ( Growth Hormone; Büyüme Hormonu) salgılanımının uykuda özellikle derin NREM uykusu sırasında gerçekleşmesidir. Bu hormonun günlük salgısının yüzde 70-80’i uykuda gerçekleşir. GH, çocukluk döneminde fiziksel gelişme ve büyümeyi sağlarken, erişkin dönemde görevi vücutta yağ metabolizmasının düzenlenmesidir. Uykunun azalması veya herhangi bir uyku hastalığına bağlı olarak bölünmesi ve kesintiye uğraması, derin NREM uykusunun azalmasına bağlı olarak GH salgısında azalmaya neden olarak, çocuklarda büyüme geriliğine, erişkinlerde ise deri altı yağ dokusunun artışına bağlı olarak şişmanlamaya neden olur. Horlayan, ağzı açık uyuyan çocuklarda, bademcik ve geniz eti ameliyatlarından sonra boyun uzaması, fiziksel gelişimin normale gelmesi, uykuda GH salınımının normale gelmesi sonucudur. Zira bu çocuklar, üst solunum yollarında darlığa neden olan geniz eti ve bademcikleri nedeniyle uykuda horlamaya eşlik eden soluk azalması ve durmaları yaşarlar. Uykudaki bu solunum zorluğu, derin NREM uykusuna girmeyi engeller veya bu uyku evresinin çok azalmasına neden olur. Bu darlığın giderilmesi, uykuda solunumu düzelterek, derin NREM uykusunun normal sürelere ulaşmasına ve dolayısıyla GH salgının normal hale gelmesine bağlı olarak büyüme hızını normale getirir.

Erişkinlerde uzun süreli uyku azlığı, uykusuzluk ve gece uykusunun özellikle nefes durmaları ile seyreden uyku apne sendromu nedeniyle kesintiye uğradığı hastalıklarda şişmanlığın ortaya çıktığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır.

Vücut tamirinde önemli rolü olan kortizolün de büyük bir kısmının gece uykusunun geç saatlerinde salgılandığı bilinmektedir. Kortizol, anabolizan yani tamir edici bir hormondur. Normal ve sağlıklı bir uykuda, vücutta tüm metabolik dengeler korunur. Kandaki glükoz düzeyi ve insülin salgısının gün içinde en dengeli olduğu dönem gece uyku dönemidir. Uyku aslında uzamış açlıkla birliktelik gösteren bir süreçtir. Ancak uyku sırasında uzamış açlığa rağmen kanda şeker seviyesi sabit kalır. Oysa gece saatlerinde, yatar seviyede fakat uyanık kalınırsa, herhangi bir fiziksel aktivite olmasa dahi, kanda şeker düşer ve hipoglisemi ortaya çıkar.

Uykunun beden tamirindeki diğer rolü, bağışıklık sistemine olan etkisi ile ortaya konmuştur. Deneysel çalışmalarda, uyku yoksunluğu yapılan hayvanlarda, üç gün içinde, mide –barsak sisteminden kaynaklanan enfeksiyonlar nedeniyle ölüm gerçekleştiği gösterilmiştir. İnsanlarda da durum benzerdir. Örneğin dört gece boyunca, sadece dörder saat uyumalarına izin verilen insanlarda, beşinci gün grip aşısı yapıldığında, normal uyku sürelerini uyuyan insanlara göre bağışıklık yanıtı çok daha zayıf kalmıştır. Uyku hastalıklarının birçoğunda, bağışıklık sisteminin bozulduğu ve enfeksiyonlara yatkınlığın arttığı gösterilmiştir.

Uyku hastalıklarından bağımsız olarak, uykunun istemli olarak azaltılması da bağışıklığı azaltarak, özellikle enfeksiyon hastalıklarına yatkınlık geliştirir. Uykunun bağışıklık sistemi üzerine koruyucu ve geliştirici özelliğine örnek olarak, hasta olduğumuz zamanlarda uyku isteğimiz ve ihtiyacımızın artmasını verilebilir. Keza, hastalık durumda uyku artarak, bağışıklık sistemini toparlamaya çalışır. Bu bir nevi vücut tamirinin gerçekleşmesini sağlayan fiziksel bir savunma mekanizmasıdır.